Ahır gübresi, organik gübreler içinde en yaygın kullanılan kaynaklardan biridir. At, inek, koyun ve keçi gibi hayvanların katı ve sıvı dışkıları ile sap ve saman gibi yataklık materyallerinin karışımından oluşur. İçeriğinde bulunan besin maddeleri sayesinde yalnızca bitkiyi beslemekle kalmaz, toprağın yapısını da iyileştirir.
Sıcak ve soğuk gübre ayrımı, içerdiği su miktarı ve parçalanma şekliyle ilgilidir. Daha kuru yapıdaki at ve koyun gübreleri sıcak gübre olarak değerlendirilirken, su oranı daha yüksek sığır gübreleri soğuk gübre grubuna girer. Kümes hayvanı gübreleri ise daha yoğun olduğu için dikkatli ve ölçülü kullanılmalıdır.
Ahır gübresinin değeri yalnızca besin sağlamasından gelmez. Toprağın su tutma kapasitesini artırır, geçirgenliğini ve havalanmasını destekler, işlenmesini kolaylaştırır ve mikroorganizma faaliyetini güçlendirir. Böylece hem verimliliğe katkı sağlar hem de organik maddesi zayıf toprakların toparlanmasına yardımcı olur.
Uygulamada en önemli noktalardan biri, gübrenin taze değil yanmış ve olgunlaşmış olmasıdır. Yanma süreci tamamlanmadan toprağa verilen ahır gübresi, yüksek karbon/azot oranı nedeniyle bitkinin besin alımını zorlaştırabilir. Ayrıca olgunlaşma sırasında yabancı otların çoğu ve bazı hastalık etmenleri de etkisini kaybeder.
Verilecek miktar ekim desenine ve toprağın durumuna bağlı olarak değişse de dekara yaklaşık 1 ila 4 ton arasında uygulama yapılabilir. Organik maddesi düşük topraklarda ihtiyaç artar. Az yağışlı ve ağır bünyeli topraklarda sonbahar uygulaması, çok yağışlı veya kumlu topraklarda ise ilkbahar uygulaması daha uygun kabul edilir.
Ahır gübresi tarlaya taşınır taşınmaz toprakla karıştırılmalıdır. Saklama döneminde ise besin kaybını azaltmak için gübrenin sert bir zeminde, hava şartlarından mümkün olduğunca az etkilenecek biçimde yığılması gerekir. Gübreden sızan şerbetin kaybını önlemek, gübrenin gerçek yararını korumak açısından önemlidir.